Monday, December 04, 2006

i think i am at a scene similar to the one i was left so behind of you guys while we were on the way to that borin boring nargile place.i was so miserable and careless at the same time.i mean i knew i have to feel mad-sad-hopeless and blablabla but instead i was laughing and felt angry only to myself thinking "you wanted this.you just wanted to have fun without even thinking so live it" but not a big anger i swear.
i'm doing so much things to have good time and not get bored without thinking and actually i am having good time.but at some points it just makes no sense at all.it feels so empty.

(not you of course.i used that moment because it's such a good metaphor to explain my life.and plus we were a little turned off from each other just after we got high!!confess it:)and of course we were not really that close.and of course we all are alone after all.)

there are these moments that once again life hits you screaming "you are all alone!learn it.i'm tired of reminding this" when you are younger you really get sad and suprised.but as you get older i think you rather say "oh sorry life.i just forgot it for a moment.how stupid i still am.i have to be more careful.see you buddy!"

Wednesday, October 18, 2006

gece aforizması.fenomeni.manifestosu.keratini.bepanteni.özledim çok birilerini!

filmler gerçek olur mu?
hayatı filmlere benzetebilir miyiz?
yani benzetmeye çalışıyoruz da nereye kadar benzetebiliriz?

3 tür insan var sayın okuyucu halk

1-salaklar
2-"mutlak doğru"nun farkında olanlar ama bu çok acı verdiği için onu bir bilgi olarak bilinçaltında saklayıp güle oynaya bazen de darala darala hayata devam edenler.ki biz buna ying-yang diyoruz.yani "en" farkında olup "en" farkında olmayan gibi yaşamak."en" farkında olmayan gibi yaşayanlara bakınız ya salaktırlar ya da herşeyin "en" erken farkında olup ( ki bu "en" farkında oluyor çünkü bilinçaltındaki bilgi gördüğü her yeni şeyde doğrulanıyor otomatikman ve ne kadar erken yerleşirse bilgi oraya o kadar sağlam oluyor her geçen saniye yeni verilerle beslendiği için) "en" dibe atabilmiş olanlardır.
3- en acıdığım tip olduğunu söylemeden edemicem. bu tipler ne salaktırlar ne de farkında.bu tipler bi yanlışlık olduğunu sezerler(bravo) sonracığma eğer boş bi hayatları varsa ya da boş vakitleri oturup sorgularlar düşünürler ve hiç istemedikler o acı gerçek-o "mutlak doğru"ya ulaşırlar.sistem ve mekanizmayı ve kuralları ve oyunları öğrenirler.3 sn fln sevindikten sonra kendi hayatlarına baktıkları zaman hassiktir derler.çünkü bu yeni bilgi ile hayatlarına devam edemeyeceklerdir.bir sürü şeyi değiştirmek gerekecektir.ama işte değiştirmeye kimsenin götü yemez.ama işte bunlar sonradan farkında vardıkları için dibe de atamazlar.yani en azından o an için.zaman gerekir sevgili dostlarım.ve o bilgiyi ne kadar geç yaşta keşfederlerse bunu dibe atmak o kadar zordur.ve tabi ne kadar geç keşfederlerse hayatlarındaki hatalar da yanlış şeyler de o kadar ilerlemiş durumdadır.iyice kafayı yerler.teori der ki herşey yalan annecim sen yalnızsın-hayat der ki sus bilinç sus amına koyıyım o bir insan evladı yalnız yapamaz
sonra kişi der ki -evet yalnız yapamam ama ama işte bırbırbırbır ( bilgi oluyo bu bır bır ama size söyleyemem hem çok uzun hem de deli olduğumu düşünürsünüz çünkü 1-ya en dibinizdedir 2-ya salaksınızdır (umarım 1densinizdir hatta bi de tipiniz güzelse tanışalım hehahahahah)

bence en güzeli 1 olmak.
ama zaten 1 ile 2 arasında çok fark yok
eğer 2.türseniz sizi oyalayacak doyuracak ve size düşünmek için zaman bırakmıcak bir iş bulun.
çok içmeyin çok takılmayın
ve hayatın ta kendisini görebildiğiniz gece hayatı olsun çok insanın bulunduğu sosyal gruplar olsun işte ne biliim bazı orospu çocukları olsun veya hastaneler olsun bunlardan uzak durun.
yoksa 4.tür dediğimiz yalnız ve dibi asla görmeyen çünkü dip kavramı her geçen gün daha da derinleşen insan tipine girersiniz.

he en temizi aşktır.
ama o da günümüzde zor.
hele hele 3.tipseniz imkansız.
2.tipseniz imkanlı
1.tipseniz zaten aşksız geçmez ömrünüz

bütün bunlar ışığında ben 1.tipten %30 2.tipten %30 3.tipten %30 bulunduruyorum bünyemde %9 4.tip %1 de dindar
hehehahahahaha
amma komik insanım ben ya.
kitap yazıcam bütün bu saçmalıklar üstüne
10 tane basıp kitabı hiç sıkılmadan okuyan kişi veya kişilerle
ayvalığa gidip orda yaşıcam
yok lan.birbirimizi öldürürüz
hmm bi gece dışarı çıkalım bari.


birilerine bişiler hissedip onu çok uzatırsanız ve büyütürseniz ve zamanında gönder'e basmassanız
zaman aşımına uğrar duygularınız da hayat da o kişi de...
ben bi daha yazabildim mi o mükemmel commenti hayır
çok sinirlendim çünkü.
bakın ne güzel metafor yaptım
sözlükte yazar olsaydım bari ya
2 entry girer popüler olur ordan bi manita yapardım kendime.

yalnızlıktan mutsuz olmak ve yalnız olmamayı istemek aşşırı normal bence
ayol evlilik die bi kurum var di mi
üremek için mi var sadece
hayır üremek için bile zaten 2 kişi gerekir
doğanın kanunu bu kanunu!
doğduktan sonra göz kontağı kurmayıp az dokunulan bebekler ölüyormuş
ben sana daha ne diyeyim eski sevgilim bozuntusu ve diğer "yalnızlıktan ağlayanları " anlamayan orospu çocukları?
geceleri yorganıma sarılıp ağlamıyorum ben ama
efendi gibi söylediğim için ince bi hüzün hissedip sonra güzel bi uykuya dalıyorum.
sana da onu tavsiye ederim.
yok kimseye anlatamıorum diosan
gel bana anlat
bozcaada'dan daha acınası bir anın olamaz.
varsa biraz soğurum yalnız söliiim.
ehehhaha şaka lan
soğumam da kendimi senden daha üstün hissederim.
bakınız ben de o orospu çocuklarından oldum bir anda

ne demişler ying-yang
yalnızlığın en kötü şey olduğunu benimsemiş ama bir o kadar da benimsememiş bir kişiyim.
yalnızlıktan benim %1im kadar ağlayan bir erkek kesinlikle çekmez beni mesela
ağlayan erkeklerden tiksinirim kızları da kankam yaparım.

erkek dediğin içine atıcak.geceleri ağlıcak.
ben o geceleri ağlayan çocuğu bazen görebilcem gözlerinde
o güçlü imajı sarsılcak ve o minik şey çıkıcak ordan "beni bırakma" diyen
4 saniyeliğine de olsa.

yine uzun uzun yazdım sevgili dostlarım.

çikolata dünya üzerindeki en güzel şeylerden biri.
bunu söylemek isterim
ve makarna da

bu blog'u kimseler görmesin.
hehahah ne komik di mi
madem öyle ne yazıosun

insanız işte.garip

"ayrılmak istiyorum"un tercümesi "beni sevdiğini söyle yalvarırım köpeğin olııım beni sevdiğini söyle" iken artık ne diye sorguluyosunuz hala beni?

siz sorgulamıyosunuz zaten sayın 3 okuyucum
öpüyorum sizi çok çok

Tuesday, October 17, 2006

misery is a butterfly

karar vermiştim.hiç iletişime geçmicektim bi daha senle.( ki çok iyiyimdir o konuda.yani öyleydim eskiden en azından.)çünkü "olmuyorsa olmuyor" hem ben çok sabırsız davrandım.daha doğrusu zamanlama yanlıştı.sen de kibarca anlattın zaten neyin ne olduğunu.

ama işte dün msg attın ve sana cevap yazarken tamirci çırağı çaldı(önceki maili okursan anlarsın tesadüfü)olcak şey diil

bi de şimdi bikaç şey bakıyorum nettenpaylaşcak kimse yokmsn'de 2 çok yakın arkadaşım varonlara peystliyorum tepki vermiolarbiri iş yapıyobiri tv izliyo
sen kaldın.aslında şimdi sana da peystlemicem sanırım.
gece 2de sana- muhattabiyetimizin seviyesi göz önüne alınırsa- şiir dizeleri peystleyen bi kişi olmak istemiyorum ben

sezen aksu-yine mi çiçek çok güzel bi şarkıduvara karşı'nın soundtrackinde de var
orda keşfetmiştim zaten.

gözlerim yanıyo
hiç güzel bi mektup yazamadım bugün.

senden 2 mail geldi sandım meğersem forvordlamaymış gıcık bi histi.çok şaşırmadım senden uzun uzun 2 mail gelse uzun olmasına da gerek yokiçeriksel bağlamda olsa dahi olur. sevinirim hafifçe.oh bebek (slow)

geçen sene bayramda sevgilimle ayvalığa gitmiştik.
msg atcam sanırım çocuğa benle tatile çık die
çünkü aşksız geçen ömrüme yazıklar olsun!
çünkü gerçekten de kayıp gibi geliyo öyle geçen günler
aşşırı saçma geliyo kulağa biliyorum ama en son aşık olduğun zamanı düşün bi
ne güzeldi di mi herşey.tamam sevgilisiz de güzel şeyler oluyo-yaşanıyo-ama işte aşık olunca daha güzel herşey baksana senle konuştuumuz gecelerin ertesi gününde yüzümde anlamsız bi sırıtış kalbim pırpır oluyodu.elde var 0'ken bile.


"cıvıl cıvıldı gözleri yeni dağılmış bir ilkokul gibi''


özlediğim bir "şey" var ama "ne" bilmiyorum.feci bi özlem var ama içimde görüp sarılınca anlıycam.tamam diycem seni bekliyordum.veya tamam dicem bu hissi bekliyordum.

şey olur ya
hani birini sevdiğinde
böyle ne anlatıyorsa anlatsın
ister o gün başına gelen bişi olsun
ister önceki gece izlediği belgeselde gördüğü böceklerin cinsel sapkınlığı
isterse komik olmayan ama onun komik gördüğü bişi
böyle gözlerinin içine bakarsın yüzünde bi gülümseme
sevgiyle bakmak diye bir şey var
ben çok öyle bakıyorum en sevdiğim bakışım o benim.
eriyormuş gibi öl dese ölürmüş gibi hayran ama -saçma bişi diosa çaktırmama çabası içeren bir kibir de var bazen şevkatle karışık-

ne de olsa senle flört etmiyorum di mi. (biraz sonra eski sevgilimden bahsetcem de burda araya laf giriyo ehhahaha)beni dinlediğin için teşekkür ederim bu arada.blog mu yazsam ben acaba?ama birine özel yazmak daha güzel.hem o biri her harfi anlayacaksa. ( anlıyo musun gerçekten?bilmem.kapasiten var ama yaşanmışlığın var mı o kadar-oha şair oldum iyice yaşanmışlık ne ya-)sen de kendini iyi hissediosundur belki
eski sevgilimle daha en başta sevgili olup olmadığımız belli değilken-ben çok severim hee demiştim.yani kaldırabilir misin, canımı acıtcaksan söyle başlamadan bitsin demeye çalışmıştım.
o da-ben de sevilmeyi çok severim.demişti.

dün gece ay o kadar güzeldi ki.sanırım taksimde ay biraz daha yakın oluyor yeryüzüne.olabilir mi?

hem mühendis kafalı hem de duygusal bir erkek var mı acaba dünya üstünde

bütün gün film izlemeli kahve-sigara içmeliyiz.elma soyabilirim sana.(beklenti yok senaryo var.sakin ol)portakal da olabilir.c vitamini.havalar soğudu.

güzel ağlayan kadınlar vardır ya romanlarda ve filmlerde
öyle güzel ağlayan biri olmak istiyorum.ama kaç kere baktım aynaya diil öyle

etek sarı diye bir türkü var.o kadar güzel bir türkü ki anlatamam sana.gesi bağları da güzelurfanın etrafı da

ehehahhahaha önceki o sevdiğin-sevdiğim mailde konudan konuya atlamıştım da süper bi yazı olmuştu ya
hehhahaha baktım o prim yaptı yine yapayım dedim ama boku çıktı sanırım bu sefer.bu son bölüm çok şık oldu bence.okuyan kişi "hmm bu sefer sıçmış" derken bi anda "hehah en azından farkında.afferim len yazara" diyebilir.diyo musun?
yüzüm küçük benim çok.bi kere anlatmıştın ya birbirimizin gözlerine bakmak zorunda kalsak diye
o sırada ellerinle ( ellerin nasıl acaba ) benim yüzümü kavrasan olur mu.3 yıldır olmuyo öyle bişi.4 ya da bilmem
gittim.gelmicem.

gel desen gelirim ama.

Tuesday, October 10, 2006

böcek diye bir oyuna gittim geçen gün.
kadının sesi çatallı ve inanılmaz güzeldi.
belki benim de öyle olur,çok bağırmassam hayatım boyunca.
bi de saçlarımı kestirmek istedimkadının da saçları kısaydı.kadın muhteşemdi.aşık oldum yine.tam bendi.
süper bir oyundu hayatımda ilk defa içki içmek istedim.yani kafam iyi olsun die isterim ben içmek.bir nevi görev gibi.ama bu seferki öyle diildi.gerçi yine diet cola içtim ama olsun.
uykum da geldi zaten.oyuncu mu olsam yeniden.7 sene tiyatro yaptım ve herkes benim oyuncu olmamı bekliyordu.ama çok fazla emek ve zaman istediği ve ben de bunun için fazla üşengeç olduğum için-aslında hayatta hiç bir şeyi tutkuyla istemediğim için (buna oyunculuk bile dahil-ki düşün,teşhir var,alkış var,herkesin gözü sende,izleniyorsun,beğeniliyorsun,arzulanıyorsun,imreniliyorsun,ve alkışşşşşşş..buna bile kendimi adayamadım) yapamadım.
ben de dans pistlerinde yolda yürürken otobüste vapurda ve bilimum halka açık yerlerde tatmin ediyorum bu güdümü.
yalnızlık nelere kadir die düşündüm oyun boyunca.o kadar muhtaç ki insanlar birbirlerine,dokunmaya,yanında varlığını hissetmeye,3 cümle edip yanlış çıkmadığı zaman varlığını ona adayabiliyorsun.halisünasyon gören ve kendini-hatta seni bile-bıçakla minik minik kesen bi adam olsa bile bu.veya kokusunu bile bilmediğin bir adama.sanal aşklara kıçıyla gülenlerin amına koyıyım.
burada kokusu bilinmeyen adam=sen,ama sanal aşk sen diilsin.
tamek kan portakalı+nar çok güzel bir içecek.
araba arka koltuğunda uyumak hayatta en sevdiğim 10 aktivite arasına girebilir.sabit hız,ışık ve hareket olduğu için anne karnı gibi hissedildiğini düşünüyorum.o yüzden o kadar rahat.
rakı sever misin?
hee bi de sahibinin sesi diye bir yer vardır taksimde, eski taş plaklar çalar türkçe,pis bardaklarda ucuz olmayan bi fiyata bira satar,1 veya 2 içkilik bir yerdir orası,zira daha fazlası buhranlara neden olabilir.yeri taşınmış,daha temiz bir yer olmuştur muhtemelen,biraz yabancılayabilirim.ama yine de gitmek istiyorum..senle gitsek güzel olabilir.şarkı falı da tutarızbu şarkı benden sana geliyo deriz bişi çıkar onu bişilere yorarızsonraki de senden bana.sonra o sayılmaz,çünkü cem karacanın "tamirci çırağı" şarkısıdırondan sonrakini de dinleyelim derken bi daha içki söyleriz.sonra ben tam tuvalete giderken kesin en sevdiğim şarkı çalar-ki alkollü gecelerde her şarkı benim en sevdiğim şarkıdır-hay amına koyıyım derim bendeki de şans.senin yanında birileri beni keserse bunu görebilir misin,dikkat eder misin veya?

bu arada hehahaha tam bi şizofren gibi sevgili formatına soktuğuma bakma hayal kuruyorum ben hayal de diil de,başka bişi,oyuncu kadrosunda sen vardın,seni koyduk bu gece.ben ve bilinçaltım.iletişim çabama cevap vermen yeterli sanırım.bi de tabi zemin problemi olmaması.
yeter kıstaslarım çok az ama yetecek insan da az.
aya bakıyor musun?pek kırmızı güzel halini göremedim bembeyaz tabak gibi bu aralar,hiçbi gizemi yok,bi kırmızı olur ay dediğin.kızıl veya.yarın olur belki.
perşembe'leri seviyorum.iddiasız ama komik,zeki ama mütevazi,çok eğlenceli ve kopmaya hazır ama sorumluluklarının da bilincinde olduğu için arada sırada kopabilen,mesela ota hiç para vermeyen ama olduğunda da hayır demeyen biri gibi.eskiden böyleydim.
artık daha çok cumartesiyi pazara bağlayan gün gibiyim-zira ismi yok ama isminin konması gerekiyor o zaman aralığının da-güzel özellikleri olan (o güzel özellikleri yazamıyorum,çünkü sonra gelecek olan tasvirler hepsini sikip atıyo,içimden yazmak gelmiyo) kibir derecesinde iddialı(ama ying-yangi hatırla bir o kadar da özgüven yoksunu), herşeye geç kalmış ve son şansını değerlendiren,mucizenin nerede olduğunu-normal olarak-bilemeyen ama son şans olduğu için bir yerlere koşmak isterken yorgun düşmüş,ama özünde itiraf edemese de pazar günü edilecek yalnız kahvaltı ile beraber balkabağına dönüşeceğinden de emin bir gün.ve tabii artık ota da para vermek zorunda.bildiğin müptezel.
hmm.diil be.cuma olcam ben cuma!zaten öyleyim,yani öyleyim öyle.soralım öyle derler.hem mübarek gün.dinsel yapıma da uyuyor.
bugün çok formumdaydım,sanatsal aktivite yarıyor bana.zaten çok yazdım sana.ben çok uzun maillere bayılırım.sen de bayılıyosundur umarım.oha!!!kompozisyon olmuş bu resmen.yiğit özgürün bir karikatürü ile kahkaha attırarak son veriyorum "sevgi ve tasvir" isimli kompozisyonuma.yazdım ama sildim.karikatürle komik bir son vermek hoş bi fikirdi o yüzden onu orada bırakıyorum.sen buraya komik olduğunu düşündüğün bişi koy e mi?ben yoruldum çünkü.
sustum yeter.sıkıldım kendimden.sen sakın sıkılma.

Wednesday, September 27, 2006

porçugıl

ya aklıma bir sürü şey geliyor 2 gündür.

çok garip bir his.böyle buraya yazmak için mi düşünüyorum yoksa hep düşünürdüm de blog olayı hiçbir şeyi değiştirmedi mi bilmiyorum ama zaten bi boka yaramıyo.hepsini unutuyorum.yani unutmasam da üşeniyorum yazmaya fln.kalmış 1 saat 15 dakika mesaimin bitmesine.sonra akıcam taksime iftarımı orada açacağım.çok açım çoooooooooooooooookk. şu an yemek istediğim şeyleri yazmak istiyorum
kızarmış patates.makarna.kola.sigara.çikolata.pide.ayh çok sıkıcı bu mudur yani bütün hayal gücüm?

bulduğum 7bin düşünceden sadece biri şuydu: acının insanı güçlendirdiği bence gelmiş geçmiş en büyük züğürt tesellisi sevgili halk.sayın okuyucu.yüce sevenim.gerçekten bakın.hangi acı size nasıl bir güç kazandırdı?yani sevgilin seni terketti diye çok güçlendin de bundan sonraki terkedilişinde 3 gün yerine 1 gün mü ağladın.ya da sevdiğini birini kaybettiğinde 2. kaybedişinde daha mı sert durdun kaya gibi. ay şimdi aslında göt olabilirim aranızdan çıkar biri der "evet" acılardan bişi kazanmayan tek denyo olarak kalakalırım birbaşıma ama ben yine de düşünüyorum taşınıyorum ve acının herhangi bir güçlendirme yönünü göremiyorum.he illa iyi bi yanını bulalım diosanız- acı çekerken veya genel olarak kötü bi ruh halindeyken-sonra olur da bir mutluluk yakalarsan-onun değerini daha iyi anlarsın ( oruç-tokluk-açlık-şükretmek keywordlerini veriyorum siz birleştirin.birleştiremiosanız zaten okumayın burayı canım arkadaşım).ama o durumda da şöyle bi sıçma noktası var ki: eğer mutsuz olduktan sonra mutlu olursan ve sonra bu mutluluk yüzünden çok mutlu ve haline şükrediyoken ve "işte sonunda bana da güldü zalim kader" diye taklalar atıyorken sonra bir anda yine mutsuz olursan işte o zaman fena sıçarsın şekerim..ayrıca acının güçlendirmesi bir yana yapsa yapsa adamı paranoyak yapar.
sürekli kaybetme korkusu ile o anın bile tadını çıkaramazsın.
ya biterse-ya giderse-ya ölürse-ya bıdı bıdıbıdıbıdı die diye diye kendini de başkasını da yiyip bitirirsin ve bu acı çekme ihtimalini yükselttiği gibi ( çünkü karşındaki ben bu deli ile napıyorum diye delirir ve seni terketme ihtimali yükselir) bir kez daha acı çektiğin zaman daha çok paranoyak olursun ve terkedilme ihtimalin daha çoğalır ve bu bööölee kısır döngü şeklinde gider.anladınız mı okuyucularım.canlarım.çiçeklerim.
şimdi ben size çok komik bişi anlatıcam
benim bir eski erkek arkadaşım vardı-kendisi beni hunharca ama resmen hunharca öküzce bokça terketmişti-ortada bıraktı böööle attı resmen.sonra bende başladı bi terkedilme korkusu.
sonraki sevgilim bey de sağolsun çok soğuk ve hissizdi aslında bildiğin sevmiyordu beni.neyse ben de buna ilk başlarda her hafta fln şöyle bir soru yöneltiyordum
"pardon memnun musun?yani genel olarak bi ayrılma isteği var mı yoksa içinden devam etmek mi geliyor?bak ayrılmak istiosan söyle gerçekten.bak ciddi söylüyorum.şimdi ya da sonra söyle ne olur öyle bi istek belirirse" diye soruyodum hep.bi süre sonra bana "aklıma sokuosun durup dururken " bile demişti.
sonracığma gel zaman git zaman ilişkimizin son telefon konuşmasında kendisi bana uzun zamandır ayrılmak istediğini ama bunu bana söyliycek cesareti bulamadığını çünkü benim "iyi ona çok aşık çok kırılgan ve çok bıdı bıdı" olduğumu söyledi.
yani neymiş? "korktuğun şey başına gelirmiş"
yani artık sadece terkedicek beni diye değil onun bir üst level'ı olan "terketmek istiyor ama söylemiyoorrr" diye paranoya yapıcam.
söyleyin nereye güçlendim ben şimdi heee?"seni öldürmeyen şey güçlendirir" NAH! önce kanar..içinde ılık ılık acıta acıta.. süründürür sonra.önce süründürür sonra sızlar. kabuk bağlar.sen kaşınırsan ara ara kanar.100 sene sonra fln başka bir aşk veya mutluluk kaynağı ile belki unutursun ve gerçekten artık hiç sızlamaz ama zaten 1 yaran yok ki şekerim.800 tane yaran var.biri sonsuza kadar yok olsa diğeri daha kabuk bağlıyodur.

bi de benim aklım şunu almıyor bakınız.şimdi düşünsenize böyle bi sevgiliniz oluyor.böyle hergün ne yaptığınızı anlatıyorsunuz-sonracığma onu da dinliyorsunuz-sonra buluşuosunuz hep düzenli olarak-onun hayatı sizin hayatınız oluyo sizin hayatınız onunki-böyle onun başına gelen güzel şey sizin başınıza gelse 100 birim sevinceksiniz dielim-onun başına gelince 99.9 birim seviniosunuz!!!böylesi bir benimseme.ailesi ile tanışıosunuz arkadaşları ile tanışıosunuz içiosunuz sıçıosunuz uyuyosunuz en pis en salak en savunmasız en çıplak en güzel en orgazmik en şaşkın en üzgün halinizi fln görüo o kişi.kollarında sızıyosunuz.onu hayatınızın tam orta yerine oturtuosunuz.siz de kucağına.sonra bir anda pıt! diye bitiyor.
bir anda.ölümden başka hangi olayda var bu kadar çabuk bir kaybetme? he söyleyin bakiiim. bi bok yersin birini kaybedersin di mi.ama yediğin bir bok vardır.bir yanlış yapmışsındır birini kaybedersin. o zaman efendi efendi ye kendini çek acını.kaybettin iyi oldu oh! ya da biri sana kazık atmıştır arkadaşın bilmemnen onu da kaybedersin ( bi dakka lan buldum galba ama sayılmaz olm bu arkadaşlıkla sevgililik bir mi -ayrıca sevgili ayrılmaları günde 30 kere oluoken arkadaş kazığı daha az oluodur istatiksel bağlamda) zaten burada kaybedilen şeyin kaybedilme hızı ve kaybedilen şeyin hayatımızda tuttuğu yeri beraber alırsak başka örneği yok diyodum ben aslında!
ay ne olur benle hemfikir olun yaaa!!o kadar anlattım bak.
ama haksız mıyım söyleyin alllaşkına
bi gün uyanıosunuz ve zamanınızın-beyninizin-duygularınızın-fizyolojik-ruhsal-psikolojik-tensel olarak %80 kesişim kümesinde olduğunuz kişi ile hiçbir bağınız kalmamış.hem de siz hiç istemeden!

şimdi size haddim olmayarak bir öneride bulunmak istiyorum sevgili dünya halkı:
sevgilinden ayrılmış bir kişiyi yargılamadan önce ( bakın istediğiniz kadar öğüt verin bilgiçlik taslayın fln filan.zaten başka yapacak bi şeyiniz yok biliyorum.bunun işe yaramadığını bütün dünya biliyor ama onu da biliyoruz di mi canlarım evet kapatıyorum parantezi) evet ben "yargılamaktan" bahsediyorum yargılamadan/şaşırmadan/anlayamadan/ve "abartıyo" demeden önce sevgiliniz varsa-ki vardır veya uzun zamandır yalnızsınızdır eğer "abartıyor" diyorsanız (uzun süredir yalnızsanız bişi rica edemicem biraz gerilere gidin hani sizin de sevgilinizin olduu zamanlar) şunu hayal etmenizi rica ediyorum.
sevgilinizin size herhangi bir anda en mutlu-en kavgacı-en ona sinir olduunuz-en onun size sinir olduğu-veya en nötr anınızda hiiiiiç farketmez ne zaman olduğu "bitti." dediğini düşünün.ve sonra gittiğini.telefonunu kapatıyor.gidiyor bitiyor fln resmen bildiğin adam yer yarılıyor içine giriyor. ya da tamam bu kadar dramatik olmasın. oturuyor insan gibi konuşuyor diyor ki "sevmiyorum artık seni eskisi gibi" "başkasına aşık oldum" "eski sevgilimi gördüm.unutamadğımı farkettim." "bitmesini diliyorum." "siktir git!" ( hehahahahahah) ve ertesi gününüzü gündüzünüzü akşamınızı gecenizi gecelerinizi bi düşünün bi hayal edin.empatizasyon dediğimiz olgu yani.

işte böyle.yoruldum.çok sinirlendim.lütfen birileri bunu okusun sevsin beğensin ve "evet lan" desin " ne güzel demiş".tenk yu.iyi günler.


Monday, September 25, 2006

hoş diil.

7bin kere bütün cesaretimi toparlayıp başına oturduğum her seferinde bir iş buyruldu patronum tarafından.
hayır çok zor zaten başlamak.hele böyle en az bi 10 kişinin- tabi eğer bunu okursa-beni tanıyo olması çok fazla gerici bişi.
beni içim dışım bir ve lafımı hiç esirgemeyen bir kişi olarak bilenler-ki bu beni tanıyan herkes oluyo- bu laflara biraz şaşırır belki ama gerçekten biraz garip.
böyle iğrenç sıkıcı bir giriş hiç iyi olmadı ama ben de iğrenç ve sıkıcıyım bu aralar.
bu bloglardan bi tane almıştım ben geçen sene
çünkü artık lafımı dinliycek kimse kalmamıştı.yani kimsenin tahammülü yoktu beni dinlemeye çünkü artık bildiğin saçmalıyordum-daha da kötüsü hep aynı şeyi saçmalıyordum. sora aldım onu bi gün bööle ağzıma geleni yazdım.yani ben otursam şimdi onu okusam feci acırdım heralde o blog sahibine.zaten adresini de şifresini de hatırlamıyorum.hatırlamak istemediğimden mi acaba die böyle blogun adına yakışır bi tespit yapasım geldi ama hiç diil yani.şifreler zaten unutulmak içindir..
bloglarda küfredilebiliyor mu?madem küfredilebiliyor neden kimse etmemiş okuduğum bunca blog içinde?yani mesela ben çok ederim ama şimdi sorumun cevabını alıyorum sanırım-ben de mi edemicem ne?
bugün daha pazartesi..yani cumaya çok var.yani cuma nedir.
cuma= yarın tatil-içki içilir-dışarı çıkılır-çok eğlenilir-belki eski sevgili ile karşılaşılır( bu madde yeni eklendi ben eski sevgililerime karşılaşmam normalde.ayrılıyorum sonra ölüyo onlar galba.ama bu son çocukta öyle olmadı.inanmassınız seviyeli bir kontakt halinde bile sayılabiliriz ayrılık sonrası-mide bulandırıcı)
bakın mesela şu an aşağıda blogger.com'a ulaşılamadı-save edemeyebilirsiniz diyo
eğer bi bozukluk olursa yazmıcam bi daha.zaten yazdıkça sora baştan okudukça
ne kadar boş bir kişi olduğum gerçeği 9milyonuncu kez yüzüme vuruyor.daha doğrusu zekiydim ben de sonra böle bi talihsizlik oldu.hayat yani çok sıkıcı diyorum.
peki bişi dicem acaba illegal şeylerdn bahsedilebilir mi burada? yani hırsızlık katillik uyuşturucu gibi.
bence edilemez gibi geliyo.
şimdi size az önce başıma gelen ve bugün yüzümü biraz olsun güldüren tek şeyi anlatıcam
eski şirketten bir arkadaşım aradı ve daha alo demeden "bu cuma akşamı roxye gidelim mi" dedi büyük bir panikle.
şimdi hiç komik ve ilginç diil di mi sizce.şimdi anlatınca bana da öyle gelmedi.neyse yazmış bulundum.
bu vesile ile bu cuma gecesi roxyde olacağımı beyan ederim.bilgilerine sunuyorum halkın.
aaa baya baya kompozisyon oldu bu.
ay saat de 6 oldu.